Çocukların beslenmesi
25 Şubat 2014, Salı 14:58:42 0
Çocukların beslenmesi

Çocukların beslenmesi

Hayatın ilk aylarında anne sütü ile yapılan beslenmeye doğal beslenme inek sütü ya da formül sütlerle yapılan beslenmeye ise yapay beslenme adı verilir. Hayatın 4-6 aylarından sonra diğer ek gıdaların ...

Hayatın ilk aylarında anne sütü ile yapılan beslenmeye doğal beslenme inek sütü ya da formül sütlerle yapılan beslenmeye ise yapay beslenme adı verilir. Hayatın 4-6 aylarından sonra diğer ek gıdaların da süte eklenmesi gerekir (karışık beslenme).A. Doğal Beslenme (Laktasyon)Gebelik sırasında progesteron faz-lalığı nedeni ile laktasyon dizginlenir. Doğum-dan sonra progesteron düşer ve laktasyon başlar. Bebeğin emmesi ile birlikte meme başı ve areoladaki sinir uçları uyarılır; uyarılar afferent nöral refleks yol ile hipotalamusa ulaşır. Önce ön hipofizden prolaktin salgılanır. Emmenin devam etmesi ile arka hipofizden oksitosinsalgısı da artar.Prolaktin süt sentezini yapar. Ayrıca kortizol, insülin, tiroksin, büyüme hormonu ve PTH da süt yapımına katkıda bulunur.Oksitosin ise miyoepitelyal hücreleri kasarak alveol boşluklarında toplanan sütün hareketini ve dışarı boşalmasını sağlar. Sütün boşalması yani miyoepitelyal hücrelerin kasılması, taktil uyaranlar (emme, sağma) dışında  işitsel, görsel ve koku-sal stimuluslar ile ten temasından da etkilenir.  Annenin bebeğini görmesi, ona dokunması, sesini işitmesi, onu  koklaması ve  sütünün bebeğine yetmeyeceği korkusundan uzak olması süt salgısını arttıran başlıca faktörlerdir.Emmenin en güçlü olduğu dönem doğumdan sanraki 20-30 dakkikalar arasındaki süredir. Bebek daha geç emzirilirse emme refleksinde geçici bir zayıflama olabilir.Bu nedenle yeterli bir süt yapımı ve boşalmasını sağlayabilmek için bebek doğduktan en geç yarım saat sonra anne memesine tutulmalıdır. İyi bir süt yapımı için emzirme işlemi sık tekrarlanmalıdır.Anne sütünün bileşimiKolostrum: Kolostrum (ilk süt, ağız sütü) gebeliğin son üç aylık döneminden itibaren alveolleri dolduran ve doğumdan birkaç gün sonraya kadar salgılanmaya devam eden yapışkan nitelikli, sarımsı   ve yoğunluğu yüksek bir sıvıdır; günlük miktarı 10-100 mL arasında değişir.Kolostrum olgun anne sütünden daha az laktoz, yağ ve suda eriyen vitamin içerir. Buna karşılık yağda eriyen vitaminler (A, E, K vitaminleri), bazı mineraler (sodyum ve çinko),  immunglobulinler (özellikle sekretuvar IgA)  ve diğer koruyucu maddeler bakımından zengindir.Olgun anne sütü Su: İnsan ve inek sütü eşit oranda (%88) su içerir. İnsan sütünün renal solüt yükü düşük olduğundan idrarla olan su kayıpları minimaldir. Bu nedenle içindeki su miktarı bebeğin ihtiyacını tümü ile karşılar ve ek suya gerek yoktur.İnek sütünün renal solüt yükü anne sütünden 3 kez daha fazladır. Bu nedenle hayatın ilk üç ayında inek sütü sulandırılmadan bebeğe verilmemelidir.Protein: Kazein (peynir proteini) ve whey (peyniraltı proteini) olmak üzere iki çeşit süt proteini vardır.  İnsan sütünde whey: kazein  oranı (70:30) inek sütündekinden  (20:80) daha yüksektir.    İnsan ve inek sütünün değişik  özelliklerinin karşılaştırılması     İnsan sütüİnek sütüEnerji (kcal)Su (%)Katı maddeler (%)Yağ (g/dL)Laktoz(g/dL) Protein (total)(g/dL)  Kazein (g/dL)  Whey (g/dL)     a-laktalbumin      ß-laktoglobulin      Laktoferrin      Serum albumini       Lizozim       İmmünglobulinler       Diğerleri   Whey/kazein Total mineral  (g/dL)     Kalsiyum (mg/dL)     Fosfor (mg/dL)     Kalsiyum /fosfor      Sodyum (mEq/L)Oral solüt yükü     (mOsm/L)Renal solüt yükü       (mOsm/L)7088124.57.0 0.900.250.650.25-0.170.050.050.100.0370/30 0.2134152/17250 806788123.55.0 3.302.700.600.120.30Eser0.04Eser0.070.0920/80 0.801301101/125263 220 Antienfektif maddeler whey fraksiyo-nu içindedir. İnek sütü whey proteininin yaklaşık yarısını ß-laktoglobulin oluşturur.İnek sütü proteini allerjisinden en fazla sorumlu tutulan protein fraksiyonu ß-laktoglobulin'dir. İnsan sütünde ß-laktoglo-bulin bulunmaz. İnek sütünün diğer fraksi-yonlarına karışı da allerji gelişebileceği unutulmamalıdır.İnsan sütün sistin bakımından zengindir. İnsan sütünde metionin/sistin oranı 1/2 iken inek sütünde 3/2'dir.Yağ: Emzirmenin ilerleyen evrelerinde yağ miktarı 3-5 kat kadar yükselir ve bebeğin doygunluk hissini tatmin ederek memeyi bırakmasını sağlar. İnsan sütü inek sütüne göre uzun zincirli doymamış yağ asitlerinden 2 kat daha zengindir. Bu asitlerden linolenik ve  lino-leik asitlere esansiyel yağ asitleri denir.Esansiyel yağ asitleri  beyin gelişimi, miyelinizasyon ve prostaglandinlerin sentezinde önemli rol oynarlar. İnsan sütündeki esansiyel yağ asidi miktarı inek sütüne oranla 5 kat daha fazladır.İnsan sütü kolesterolden (özellikle HDL) zengindir ve bu özelliği nedeni ile ateroskleroza karşı koruyucu olduğu kabul edilmektedir.Karbohidrat Kolostrumdaki laktoz miktarı nisbeten düşüktür (4g/dL); olgun sütteki miktarı ise 7 g/dL olup inek sütünde-kine oranla yaklaşık 2 kat daha yüksektir.Laktozun  yapısına giren galaktoz merkez sinir sisteminin gelişimine katkıda bulunan galaktoprotein ve galaktolipid-lerin sentezi için gereklidir; Laktoz ayrıca kalsiyum, magnezyum ve demir emilimini ve lactobacillus bifidus kolonizasyonunu arttırır.Vitaminlerİnsan sütündeki  vitamin düzeyleri annede bir yetersizlik yoksa  hemen her zaman çocuğun gereksinimlerini karşılayacak durumdadır. İnsan sütündeki A ve C vitamini düzeyleri inek sütündekinden fazladır. Anne sütündeki K vitamini düzeyleri  inek sütündekinden daha düşüktür. Yaşamın ikinci haftasından sonra bağırsak florası oluşarak yeterli K vitamini sentezi yapmaya başlar.Eğer hayatın ilk günlerinde kolostrum yeteri kadar alınmamışsa annesinin sütü ile beslenen bebeklerde %0.5 oranında yenidoğanın hemorajik hastalığı gelişebilir. Bu nedenle her yenidoğana tek doz 1mg  K1 vitamini (İM) yapılmalıdır.Normal koşullarda anne sütündeki D vitamini bebek için yeterlidir. Fakat ülkemizde olduğu gibi annenin D vitamini depolarının düşük oluşu nedeni ile bebeğin D vitamini deposunun fakir olması ve bebeğin yeteri kadar güneşlendirilmemesi halinde anne sütündeki D vitamini bebeği rahitisten koruyamaz.Bu nedenle her sağlıklı bebeğe rahitisten korunma amacı ile en az bir yaşına kadar 400-1000 Ü/gün D vitamini verilmelidir. 2-4 aylar arasında tek doz oral 300,000Ü D vitamini de aynı derecede etkin olup kullanılması daha kolaydır.  Dengeli olarak beslenen bir annenin  sütündeki vitaminler bebeğin gereksinimlerini karşılar. Bu nedenle anne sütü ile beslenen bir bebeğe polivatimin preperatlarının verilmesi gereksizdir. Mineraller: Anne sütündeki mineral miktarı inek sütüne oranla 4 kat daha azdır. Bu nedenle böbrek solüt yükü bebeğin kapasitesini aşmaz. Sulandırılmamış inek sütü ile beslenen bebeklerde zorunlu poliüri nedeni ile hipernatremik dehidratasyon gelişebilir.Anne sütündeki kalsiyum miktarı inek sütüne oranla oldukça düşük olmasına kar-şın kalsiyum /fosfor oranının daha yük-sek (2/1'e karşı 1/1)  olması kalsiyumun daha iyi emilmesini sağlar.Sulandırılmamış inek sütü ile beslenen bebeklerde aşırı fosfor yükü nedeni ile genellikle birinci haftadan sonra  hipokalsemik tetani gelişebilir.Eğer bebek anneden yeterli depoyu alabilmiş ise insan sütündeki demir miktarı hayatın ilk 4-6 ayı içinde demir eksikliğinin gelişmesini engeller. Hayatın altıncı ayından sonra demirden zengin gıdaların diyete eklenmesi şarttır.İmmunolojik faktörlerAnne sütü birçok immunglobulin (sekretuvar IgA, IgG, IgM, IgD) ve immun-globulin dışı  antiinfektif madde (laktope-roksidaz,  laktoferrin, lizozim, alfa-2-makro-globulin, bifidus faktörü, gangliosid, ribonük-leaz, glikoprotein, lipidler, karbohidratlar vb.) içerir.Antiinfektif maddeler ısıya karşı dayanıksız olduklarından insan sütü kullanılmadan önce kaynatılmamalıdır.Sekretuvar IgA bağırsak epitelini kaplayarak çeşitli patojenlerin (bakteri, virüs, parazit vb.) buralara yapışmasını engeller.Annenin ve bebeğin aynı ortamda bulunma-ları ve aynı mikroplarla karşı karşıya kalmaları nedeni ile annede oluşan ve süte geçen IgA antikorları bebeği mikroorganiz-malardan korur (Enteromamarian siklüs).Lizozim lizis yolu ile mikroorganizma-ları parçalar. Laktoferrin bağırsaktaki serbest demiri bağlar. Üremeleri demire bağlı olan bakterilerin (özellikle E.Coli) üremesi inhibe olur.Anne sütünde bulunan bifidus faktö-rü, lactobacillus bifidus kolonizasyonu-nu arttırır. Artan lactobacillus bifidus ise gas-trointestinal boruda asit bir ortam yaratarak patojen bakteri, mantar ve parazitlerin üremesini azaltır.Emzirme sıklığı ve süresiYeni doğanları belirli zaman aralıkları ile beslemek yanlıştır. Doğal olanı bebek istedikçe memeyi vermektir.İlk beş dakika içinde bebek bir meme-de üretilen sütün % 90'ını emer. Bu nedenle bebek bir memede 5 dakikadan az bir süre tutulmamalıdır. Bebeğin tümü ile tatmin olması için bu süre 20 dakikaya kadar çıkarılabilir.İnsan sütü ile beslenme süresiİnsan sütü tek başına 4-6 ay süre bebeğin optimal büyümesini sağlar. Altıncı aydan sonra yeterli olmadığı için ek gıdalara başlamak gerekir. Anne sütü genellikle 1 yaş dolayında kesilir.Anne sütünün saklanmasıEğer bir anne çalışmak zorunda oldu-ğu için bebeğini emziremiyorsa işyerinde top-ladığı sütü temiz bir kabın içinde biriktirmeli ve varsa buzdolabına  koymalıdır.Eğer buzdolabı yoksa anne sütü oda sıcaklığında 6-8 saat süre ile bozulmadan durabilir. Bu süre buzdolabında 24-48 saat kadardır.Toplanan süt daha sonra oda sıcak-lığında ılıtılarak bebeğe verilir. Sütün soğuk olarak verilmesinde hiçbir sakınca yoktur.Anne sütünün kaynatıldıktan son-ra verilmesi birçok özelliklerinin (antienfektif proteinler, vitaminler) kaybedilmesine yol açtığından doğru değildir.Meme başı ağrısıBazı annelerin memeleri doğumdan sonraki 2-5. günler arasında ağrımaya başlayabilir. Bunun muhtemel nedeni bebeklerin dolu olan memeyi zamanında yeteri kadar emerek boşaltmamasıdır.Sonuçta sinuslarda biriken süt geriye doğru bir basınç oluşturur. Bu basınç oksitosinin miyoepitalyal kasları kontrakte etmesini engeller. Bu sırada bebek memeyi emse bile süt gelmez ve ağlar. Meme sıcak su ile ıslatılmış bir bezle ısıtılıp elle ya da pompa ile boşaltılırsa bu basınç azalır ve boşalma refleksi tekrar çalışmaya başlar. Annenin bol bir sutyen giyerek memelerini dik tutması ağrının azalmasında yardımcı olur.Meme başı çatlakları: Emzirme tekniğinde yapılan hatalar (areolanın  ağızın içinde olmaması, bebeğin pozisyonunun sık sık değiştirilmemesi, emzirmenin sonunda  meme başının hızla bebeğin ağzından çekilmesi vb.) nedeni ile meme başı hasara uğrayabilir ve çatlaklar gelişebilir.Daha geç başlayan ya da uzun süren çatlaklarda moniliasis olasılığı akla gelmelidir.1. Bebeğin sık fakat kısa emzirilmesi ağrıyı azaltabilir.2. Emzirmeye daha az ağrılı memeden başlanmalıdır. Çünkü bebek ilk memeyi daha kuvvetli emer.3. Emzirmenin sonunda meme başları birkaç damla süt ile ıslatılır ve açık havada kurumaya bırakılır. Çatlak memenin başına sürülen lanolin ya da bitkisel yağlar iyileşmeyi hızlandırabilir. Meme başı çöküklüğüMeme başları  bazılarında iki parmak arasında tutulduğunda normalde olduğu gibi öne doğru çıkacakları yerde areolanın altındaki çukura doğru çekilirler. Bu durumda bebek me-me başını iyi kavrayamayacağı için beslenmede önemli sorunlar ortaya çıkar. Çökük meme başları parmak masajı ile düzelebilirler.MastitMastit interlobüler bağ dokusunun selülitidir. Meme başlarının temiz tutulmaması nedeni ile oluşur. Ortalama her 20 emzikli kadından birinde görülür.  Memede süt stazının olması infeksiyonu kolaylaştırır. Etken çoğu kez stafilokoklardır.Mastit, ateş, halsizlik, titreme, ağrı ve eritem gibi semptom ve belirtiler ile ortaya çıkar. Tedavi olarak süt akımını hızlandırmak için memeye sıcak uygulama yapılır ve gerekirse elle boşaltılır ve uygun antibiyotikler verilir.Sütten irin gelse bile (ki çok nadirdir) bebeğin emzirilmesinde hiçbir sakınca yoktur. Ayrıca hem bebek anne sütünden yoksun kalmamış olur hem de meme boşaldığı için ağrı hafifler. Tedavide kullanılan antibiyotiklerin genellikle bebeğe bir zararı yoktur. Laktasyon ve doğum kontrolüYapılan araştırmalar, bebeğini sadece kendi sütleri ile besleyen annelerin  %98'inin en az 6 ay süre ile amenoreik kaldıklarını ve dolayısıyla da gebe kalmadıklarını göstermiştir. Emziren bir anne hamile kalırsa laktasyon kesilir. Anne sütü ve kanserYapılan araştırmalar bebeklerini emziren  kadınlarda meme ve yumurtalık kanserlerinin daha az sıklıkta olduğunu göstermiştir.Anne sütünün verilmemesinin gerektiği durumlarAnne sütünün verilmediği durumlar çok nadirdir; psikoz, kemotörepatik ilâçlar, antitiroid ilâçlar, ağır metallerle[kurşun, cıva, arsenik vb.] temas, galaktozemi, AIDS, meme başı herpesi.Açık tüberküloz, sıtma veya aktif B hepatiti olan anneler bebeklerini bulaştırabilirler. Bu durumda annenin bebekten ayrılması gerekebilir. Fakat gerekli tedbirler  (ilaç tedavisi, aşı vb) alındıktan sonra emzirmelerine izin verilebilir.Hepatit B taşıyıcılığı, sık görülen infeksiyon hastalıklarının birçoğu (pnömoni, ishal, grip vb.), anne sütü sarılığı, mastit ve sezaryen ameliyatı anne sütünün kesilmesine gerek olmayan hastalıklardır.B. YAPAY BESLENMEDeğişik nedenlerle anne sütünü alamayan bebeklere  hayatın ilk 4-6 ayında inek sütü ya da formül süt verilmesine yapay beslenme adı verilir.Formül mamaların bileşimi anne sütüne oldukça yaklaştırılmıştır. Modifiye edilmemiş inek sütü ise çeşitli açılardan sakıncalıdır.  Bunlardan ilki inek sütünün solüt yükünün fazla oluşudur.Bilindiği gibi hayatın özellikle ilk iki ayında böbreğin tubüler konsantrasyon kapasitesi düşüktür ve inek sütü gibi yüksek renal solüt yükü olan bir besi aşırı su kaybına yol açar.Bu komplikasyonun oluşmaması amacıyla inek sütü 1:1 oranında sulandırılır. İkinci ayda sulandırdırma 2 inek sütü:1 su şeklinde yapılır. 4. aydan sonra sulandırma yapılmaz.Sulandırılmış inek sütünün azalmış olan kalorisi 1 çay bardağı süte 1 tatlı kaşığı şeker ve 1 şeker kaşığı sıvı yağ eklenerek artırılır.İnek sütünün C vitamini içeriği dü-şük olmasıdır. Bu sakınca meyve suları ile giderilir.Düşük demir içeriğinin olmasına ek olarak gastrointestinal mikrokanama-lara neden olması nedeni ile inek sütü ağırlık-lı beslenen bebeklerde yüksek oranda de-mir eksikliği görülebilir. Fakat gelişmekte olan ülkelerde yaygın olan malnütrisyon sorunu nedeni ile inek sütünü yasaklamak sakıncalıdır.C. KARIŞIK BESLENME (Ek besinler+ süt) Postnatal yaşamın ilk 4-6 ncı ayından sonra sindirim ve boşaltım sistemlerin fonksiyonları tümüyle olmasa bile büyük ölçüde olgunlaşır ve katı gıdalara geçiş mümkün olur. Bu dönemden sonra tek başına anne sütü alınması birçok bebekte beslenme sorunlarına yol açabilir.Ek gıdalara erken ve geç başlamanın r4-6 aylık bebeklere verilen ek gıdaların temel özellikleri yarı katı nitelikte olması allerjen olmaması, yeterli vitamin ve minerali içermesi ve ucuz olmasıdır.Bu amaca uygun başlıca gıdalar unlu sütlü mamalar, unlu çorbalar (mercimek, tarhanaB. YAPAY BESLENMEDeğişik nedenlerle anne sütünü alamayan bebeklere  hayatın ilk 4-6 ayında inek sütü ya da formül süt verilmesine yapay beslenme adı verilir.Formül mamaların bileşimi anne sütüne oldukça yaklaştırılmıştır. Modifiye edilmemiş inek sütü ise çeşitli açılardan sakıncalıdır.  Bunlardan ilki inek sütünün solüt yükünün fazla oluşudur.Bilindiği gibi hayatın özellikle ilk iki ayında böbreğin tubüler konsantrasyon kapasitesi düşüktür ve inek sütü gibi yüksek renal solüt yükü olan bir besi aşırı su kaybına yol açar.Bu komplikasyonun oluşmaması amacıyla inek sütü 1:1 oranında sulandırılır. İkinci ayda sulandırdırma 2 inek sütü:1 su şeklinde yapılır. 4. aydan sonra sulandırma yapılmaz.Sulandırılmış inek sütünün azalmış olan kalorisi 1 çay bardağı süte 1 tatlı kaşığı şeker ve 1 şeker kaşığı sıvı yağ eklenerek artırılır.İnek sütünün C vitamini içeriği dü-şük olmasıdır. Bu sakınca meyve suları ile giderilir.Düşük demir içeriğinin olmasına ek olarak gastrointestinal mikrokanama-lara neden olması nedeni ile inek sütü ağırlık-lı beslenen bebeklerde yüksek oranda de-mir eksikliği görülebilir. Fakat gelişmekte olan ülkelerde yaygın olan malnütrisyon sorunu nedeni ile inek sütünü yasaklamak sakıncalıdır.C. KARIŞIK BESLENME (Ek besinler+ süt) Postnatal yaşamın ilk 4-6 ncı ayından sonra sindirim ve boşaltım sistemlerin fonksiyonları tümüyle olmasa bile büyük ölçüde olgunlaşır ve katı gıdalara geçiş mümkün olur. Bu dönemden sonra tek başına anne sütü alınması birçok bebekte beslenme sorunlarına yol açabilir.Ek gıdalara erken ve geç başlamanın r4-6 aylık bebeklere verilen ek gıdaların temel özellikleri yarı katı nitelikte olması allerjen olmaması, yeterli vitamin ve minerali içermesi ve ucuz olmasıdır.Bu amaca uygun başlıca gıdalar unlu sütlü mamalar, unlu çorbalar (mercimek, tarhana vb.), sebze çorbaları ve meyve sularıdır.Dişler genellikle 6-8. aydan itibaren çıkmaktadır. Bu durum artık yavaş yavaş katı gıdalara başlanması gerektiğini göstermekte-dir. Daha önce verilen meyve suları ve sebze çorbaları püre ve ezme şeklinde verilmelidir.Anneden bebeğe geçen demir deposu altıncı aydan itibaren tükenmeye başlar. Artık anne sütü içindeki demir bebeğe yetmez. Hele bebek inek sütü ile besleniyorsa demir eksikliği daha da artar.  En iyi demir kaynağı kırmızı etlerdir. Yeşil sebzeler (ıspanak gibi) iyi bir demir kaynağı değildir.Ek gıdalara erken ve geç başlamanın rizikolarıERKEN (< 4 ay) Kısa vadeli komplikasyonlar- İntestinal  immatürite ve kontaminasyon   riski nedeni ile infeksiyonlar ve ishaller     - Ek besinlerin başlanması nedeniyle anne    sütü yapımında azalma- Anne sütündeki besleyicilerin (demir gibi)   biyoyararlanımının azalması- Besin alerjisi  sıklığında artma- Methemoglobinemi (nitratlı yiyecekler) Uzun vadeli muhtemel komplikasyonlar- Obesite- Ateroskleroz- Hipertansiyon GEÇ (> 6ay)- Beslenme yetersizliği- Yetersiz  enerji  ve protein alımına bağlı   immunitede baskılanma- Demir eksikliği- Katı gıdaları reddetme Et, önce kıyma, daha sonra da didiklenmiş şekilde sebze çorbalarına eklenir; çocuğun yaşı ilerledikçe köfte şeklinde verilir.Bazı ailelerin bütçesi yeteri kadar et almaya  elverişli olmayabilir. Bu gibi durumlarda nohut, fasulye ve mercimek gibi baklagiller ile üzüm pekmezinin iyi bir demir kaynağı olduğu unutulmamalıdır.Hem dışı demirler üç değerlikli olduklarından gastrointestinal sistemden iyi emilmezler. Emilim yiyeceklerle birlikte alınan C vitamininden zengin gıdalar (taze meyve ve sebzeler) ile arttırılabilir.   Altıncı aydan itibaren  sabah kahvaltısına da başlanabilir. Bu dönemde yumurta sarısı verilmeye başlanabilir (haftada iki kez); allerjik olabileceğinden yumurta akına 1 yaşından önce başlanması genellikle tavsiye edilmez.Dokuzuncu aydan itibaren be-bekler artık katı gıdaları çiğneyebilecek kadar dişlere sahip olmuştur. Bu dönem içinde ev yemeklerine başlanabilir. Böylece hem bebek normal yemeklere alışmış olur hem de aile bütçesine yük olmaz.Bu dönem içinde anne sütü yavaş yavaş azaltılarak kesilebilir. Özel durumlarda (yeteri kadar ek gıda almak koşulu ile) anne sütüne iki yaşına kadar devam edilebilir.Bir yaşından sonra çocuklar kural olarak aileleri ile birlikte üç öğün yemek yerler. Ayrıca istenirse kuşluk ve ikindi vakitlerinde meyve, yoğurt, simit, galeta gibi yiyecekler verilebilir.Bu dönemde bazı çocukların inek sütüne aşırı düşkün olduğu gözlenir. Bu bebeklerin günde 750 cc�nin üzerinde inek sütü içmesine izin verilmemelidir.PREMATÜR BEBEĞİN BESLENMESİ     Düşük doğum tartılı bebeklerin kalori gereksinimleri (110-165 kcal/kg/gün),  miadında doğan bebeklere (100-125 kcal/ kg/gün) göre daha fazladır.     Sağlıklı prematür bebekler için öneri-len protein miktarı 3.0-3.5 g/kg/ gün� dür. 4 g/ kg/gün üzerindeki dozlar asidoz, hiperammonemi, renal solüt yükünün artması, hiperfenilalaninemi, hipertirozinemi ve hipermetioninemi gibi metabolik komplikasyonlara yol açar.Prematüre bebeklerde poliansatüre esansiyel yağ asidi yetersizliği geliş-memesi için, formül mamaların içine  total kalorinin %4.5�i kadar (500mg/100 kcal) linoleik asit ve %0.5�i kadar (55 mg/100kcal) alfa-linolenik asit(ALA) eklenmelidir.Anne sütü araşidonik (20:4, n-6) ve dokosahekzoenoik asit (22:6, n-3) gibi daha uzun zincirli poliansatüre yağ asitleri bakımından da zengindir. Prematürler ALA'dan yeteri kadar dokosahekzoenoik (22:6, n-3) ve araşidonik (20:4, n-6) asit sentezleyemezler. Sonuçta büyüme geriliği, görme keskinliğinde, nöral ve kognitif gelişimde bozukluklar gelişebilir ve beyin dokusu küçülebilir.Prematüre bebeklerin hemoglobin düzeyleri miadında doğanlarınkine oldukça yakın olmasına karşın demir depoları daha düşüktür ve bu nedenle hemoglobin düzey-leri 4-8 hafta içinde 6-9 g/dL'ye kadar düşer.Bu yüzden  4-8. postnatal haftadan sonra 2-4 mg/kg/gün demir verilmesi  gerekir. Daha erken verilen demir serbest oksijen radikallerini ve dolayısıyla da E vitamini ihtiyacını arttırır.E vitamini eksikliğinin en önemli bulgusu hemolitik anemidir. E vitamini eritrositleri hemolize karşı korur. 1500 g altında doğan prematür bebekler düşük E vitamini depoları (E vitamini karaciğerde değil yağ dokusunda depolanır) nedeni ile en önemli risk grubudur.E vitamini eksikliğinin retrolental displazi, bronkopulmoner displazi ve intrakarniyal kanamaların sıklığını ve şiddetini azaltığı iddia edilmiş, fakat kanıtlanamamıştır.E vitamininin  fazlalığı nekrotizan enterokolit (oral kullanımda hiperosmolar olması nedeni ile) ve sepsise neden olabileceği ileri sürülmüştür.Bu nedenle E vitamininin rutin olarak her prematür bebeğe verilmesi doğru değil-dir. Ancak doğum ağırlığı çok düşük olan prematürelere verilmelidir. Anne sütü alan bebeklerde ise yetersizlik belirtileri görülmez. 

Yorumlar (0 yorum)
Bu makaleye henüz yorum eklenmemiş, ilk yorumu siz yazmak isterseniz lütfen aşağıdaki formu doldurun
Yorum Ekleyin

Eşleştirilen İçerikler
Copyright © 2013-2019 - www.tr-hastane.com - Tüm Hakları Saklıdır